İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Dr. Sinan Özeren ve Doç. Dr. Nazmi Postacıoğlu, 2003’ten beri üç boyutlu bir matematiksel heyelan tsunamisi modeli üzerinde çalışıyorlar. Marmara Denizi’nde meydana gelebilecek sualtı heyelanları senaryolarını, jeolojik yönden daha gerçeğe uygun şeklilde modellerine sokmaya çalışıyorlar. L’Atalante gemisindeki araştırmalar sayesinde elde edilen verilerden çıkan heyelan senaryoları da bu modelde veri olarak kullanılacak.
Bu model, sahile yakın yerlerdeki sığ sulardaki dalga davranışı hakkında bilgi vermiyor. Çünkü tsunami dalgasının sahile yakın yerlerdeki davranışı çok farklı olduğundan matematik modelleme açısından apayrı bir dünya. Özeren ve Postacıoğlu, yaklaşık iki yıldır bu konu üzerinde de çalışıyorlar.
Sualtı heyelanı ve tsunami ne demek?
Sinan Özeren: Sualtı heyelanı, deniz tabanındaki büyük tortu kütlelerinin, genellikle büyük depremlerin tetiklemesi sonucunda dik yamaçlardan aşağıya doğru kaymasına verilen isim. Bu olay sonucunda deniz tabanı şekil değiştirdiği için, su kütlesi yeni şekle uyum sağlarken yüzeyinde dalgalar oluşturuyor. Bu dalgalara heyelan tsunamisi deniyor. Tsunami Japonca liman dalgası anlamına geliyor. Heyelanı etkileyen temel faktörler ise; eğim, tortunun yoğunluğu, ve yapışkanlığı gibi özelliklerinin yanısıra çevredeki faylar ve gözenek basıncı.
Marmara Denizi’nde heyelan riski dağılımı nasıl?
Marmara Denizi’nin derinliği çok değişken. Fay üzerinde yer alması, kimi zaman 1,260 metreye ulaşan derinliğinin de sebebi. Kuzey ve güneyde sahanlıklar, yani ortalama 200 m. derinliğinde nisbeten sığ düzlükler var. Fay nedeniyle deniz tabanının aniden derinleşen bir yapısı var, yani keskin yamaçlar var. Kimi yerlerde 25 derecelik eğimler var ki, bunlar doğada çok keskin kabul edilirler. Marmara Denizi’ndeki 3 havzanın kuzey kenarları daha dik ve fay kuzeye daha yakın. Dolayısıyla buralardaki heyelan ve heyelanların oluşturabileceği tsunami riski daha yüksek. Ama havzaların güney kenarlarında da geçmişte heyelanlar olduğunu biliyoruz.
Ayrıca, deniz tabanındaki bu dev uçurumları çapraz kesen eski ve faal olmayan faylar da var. Uçurumların eteğinden geçen ana fayın harekete geçmesi eski kırıkları da hareketlendiriyor. Böylece sualtı heyelanı ve tsunami riski artıyor. Daha önce de dediğimiz gibi sualtı heyelanları tsunami yaratabiliyorlar. Bu tsunamiler Pasifik Okyanusu’nda gördüğümüz mega tsunamilere göre daha az enerjiye sahipler. Ama yine de yerleşim bölgelerine verebilecekleri hasar ve yaratabilecekleri can kaybı küçümsenemez.
Peki sualtı heyelan riski olan bölgeler nereler?
Kesin konuşmak kolay değil. Fakat 3 havzanın kuzey kenarları çok dik. Dolayısıyla bu uçurumlar üzerinde heyelan riski belki biraz daha fazla. Öte yandan, İzmit Körfezi’nin girişinde çok dik olmayan ama daha önce bir miktar kaydığı bilinen büyük bir kütle de var.
Bu seferden beklentiniz nedir?
Bu seferin bizim için en önemli kısmı, Marmara Denizi’nin tabanının ilk 10m.’lik derinliğini kapsayan bölümündeki gözenek basınçlarını gözlemlemek. Deniz dibindeki tortuların içine hapsolmuş suların basıncına gözenek basıncı deniyor. Tortu üzerindeki hidrostatik basınç, yani denizin su kütlesinin basıncı ile bu gözenek basıncı arasındaki rekabete göre heyelan riski değişiyor. Gözenek basıncı artınca heyelan riski de artıyor. Ölçümler pahalı bir alet olan piezometre ile yapılıyor. Bu çalışmada özellikle gözenek basıncı hakkında daha güvenilir verilere ulaşmayı umuyoruz.
L’Atalante, Mayıs 2007
Foto: Sinan Özeren ve Ifremer’in piezometresi
Bu model, sahile yakın yerlerdeki sığ sulardaki dalga davranışı hakkında bilgi vermiyor. Çünkü tsunami dalgasının sahile yakın yerlerdeki davranışı çok farklı olduğundan matematik modelleme açısından apayrı bir dünya. Özeren ve Postacıoğlu, yaklaşık iki yıldır bu konu üzerinde de çalışıyorlar.
Sualtı heyelanı ve tsunami ne demek?
Sinan Özeren: Sualtı heyelanı, deniz tabanındaki büyük tortu kütlelerinin, genellikle büyük depremlerin tetiklemesi sonucunda dik yamaçlardan aşağıya doğru kaymasına verilen isim. Bu olay sonucunda deniz tabanı şekil değiştirdiği için, su kütlesi yeni şekle uyum sağlarken yüzeyinde dalgalar oluşturuyor. Bu dalgalara heyelan tsunamisi deniyor. Tsunami Japonca liman dalgası anlamına geliyor. Heyelanı etkileyen temel faktörler ise; eğim, tortunun yoğunluğu, ve yapışkanlığı gibi özelliklerinin yanısıra çevredeki faylar ve gözenek basıncı.
Marmara Denizi’nde heyelan riski dağılımı nasıl?
Marmara Denizi’nin derinliği çok değişken. Fay üzerinde yer alması, kimi zaman 1,260 metreye ulaşan derinliğinin de sebebi. Kuzey ve güneyde sahanlıklar, yani ortalama 200 m. derinliğinde nisbeten sığ düzlükler var. Fay nedeniyle deniz tabanının aniden derinleşen bir yapısı var, yani keskin yamaçlar var. Kimi yerlerde 25 derecelik eğimler var ki, bunlar doğada çok keskin kabul edilirler. Marmara Denizi’ndeki 3 havzanın kuzey kenarları daha dik ve fay kuzeye daha yakın. Dolayısıyla buralardaki heyelan ve heyelanların oluşturabileceği tsunami riski daha yüksek. Ama havzaların güney kenarlarında da geçmişte heyelanlar olduğunu biliyoruz.
Ayrıca, deniz tabanındaki bu dev uçurumları çapraz kesen eski ve faal olmayan faylar da var. Uçurumların eteğinden geçen ana fayın harekete geçmesi eski kırıkları da hareketlendiriyor. Böylece sualtı heyelanı ve tsunami riski artıyor. Daha önce de dediğimiz gibi sualtı heyelanları tsunami yaratabiliyorlar. Bu tsunamiler Pasifik Okyanusu’nda gördüğümüz mega tsunamilere göre daha az enerjiye sahipler. Ama yine de yerleşim bölgelerine verebilecekleri hasar ve yaratabilecekleri can kaybı küçümsenemez.
Peki sualtı heyelan riski olan bölgeler nereler?
Kesin konuşmak kolay değil. Fakat 3 havzanın kuzey kenarları çok dik. Dolayısıyla bu uçurumlar üzerinde heyelan riski belki biraz daha fazla. Öte yandan, İzmit Körfezi’nin girişinde çok dik olmayan ama daha önce bir miktar kaydığı bilinen büyük bir kütle de var.
Bu seferden beklentiniz nedir?
Bu seferin bizim için en önemli kısmı, Marmara Denizi’nin tabanının ilk 10m.’lik derinliğini kapsayan bölümündeki gözenek basınçlarını gözlemlemek. Deniz dibindeki tortuların içine hapsolmuş suların basıncına gözenek basıncı deniyor. Tortu üzerindeki hidrostatik basınç, yani denizin su kütlesinin basıncı ile bu gözenek basıncı arasındaki rekabete göre heyelan riski değişiyor. Gözenek basıncı artınca heyelan riski de artıyor. Ölçümler pahalı bir alet olan piezometre ile yapılıyor. Bu çalışmada özellikle gözenek basıncı hakkında daha güvenilir verilere ulaşmayı umuyoruz.
L’Atalante, Mayıs 2007
Foto: Sinan Özeren ve Ifremer’in piezometresi
0 yorum:
Yorum Gönder